Okul seçmek, bir program seçmekten daha fazlasıdır
Anaokulu seçmek; çocuğun gününün önemli bir bölümünü geçireceği insanları, ilişkileri, ortamı ve öğrenmeye dair ilk güçlü deneyimlerini seçmektir.
Bu nedenle bir okulu değerlendirirken yalnızca “Hangi etkinlikler var?”, “Kaç saat İngilizce yapılıyor?” ya da “Bahçesi ne kadar büyük?” soruları yeterli olmayabilir.
Çünkü çocuk için okul, programda yazanlardan önce yaşadığı ilişkidir.
Her okul artık çocuk merkezli. Peki gerçekten öyle mi?
Bugün Bursa ve Nilüfer’de anaokulu arayan bir aile; çocuk merkezli eğitim, oyun temelli öğrenme, doğa temelli yaklaşım ve bireysel farklılıklara saygı gibi birbirine benzeyen birçok ifadeyle karşılaşıyor.
Bunların her biri kıymetli kavramlar. Ancak bir yaklaşımı web sitesinde yazmakla, onu okulun gündelik yaşamında gerçekten uygulamak arasında önemli bir fark vardır.
Bu yüzden okul gezerken yalnızca ne söylendiğine değil, ne yaşandığına bakmak gerekir.
Bir çocuk ağladığında yetişkin ne yapıyor? Yemeğini bitirmek istemediğinde nasıl karşılanıyor? Bir etkinliğe katılmak istemediğinde ona zaman tanınıyor mu? İki çocuk arasında çatışma çıktığında yetişkin hemen çözümü mü veriyor, yoksa çocukların duygularını anlamalarına ve çözüm geliştirmelerine eşlik mi ediyor?
Asıl pedagojik yaklaşım çoğu zaman tam da bu küçük anlarda görünür olur.
Bir okulun ne söylediğinden önce, çocukla karşılaştığı anda ne yaptığına bakın.
✿
Öğretmene değil, öğretmen–çocuk ilişkisine bakın
Bir anaokulunu değerlendirirken öğretmenin eğitimini ve deneyimini sormak elbette önemlidir. Ancak bunun kadar önemli başka bir soru daha vardır: Bu yetişkin çocukla nasıl bir ilişki kuruyor?
Çocuk kendisini anlatırken gerçekten dinleniyor mu? Yetişkin çocuğun seviyesine iniyor mu? Hata yaptığında düzeltilmeden önce anlaşılmaya çalışılıyor mu? Çocuğun duygusuna isim veriliyor mu?
İyi bir okul ortamında yetişkin yalnızca etkinlik yaptıran kişi değildir. Çocuğun dünyasını anlamaya çalışan, gerektiğinde geri çekilen, gerektiğinde sınır koyan ve gelişimine eşlik eden kişidir.
Çünkü okul öncesi dönemde çocuk çoğu şeyi anlatılanlardan değil, kurduğu ilişkilerden öğrenir.
Programın ne kadar dolu olduğuna değil, neden orada olduğuna bakın
Bir okul programında İngilizce, sanat, müzik, hareket, matematik, doğa, bilim ve daha pek çok alan bulunabilir. Ancak çok sayıda ders, tek başına nitelikli eğitim anlamına gelmez.
Asıl soru şudur: Bu deneyim çocuğun gelişiminde neye hizmet ediyor?
Çocuk yalnızca ortaya güzel bir ürün çıkarmak için mi etkinlik yapıyor, yoksa düşünüyor, deniyor, bozuyor, yeniden kuruyor ve kendi çözümünü mü geliştiriyor?
Öğrenme bazen yetişkinlerin beklediğinden daha yavaş, daha dağınık ve daha sessiz gerçekleşir. Çünkü çocukluk bir performans dönemi değildir.
Okulun zor duygularla ne yaptığını sorun
Bir anaokulunu yalnızca çocukların mutlu olduğu anlarda değerlendirmek kolaydır. Asıl önemli olan, işler zorlaştığında okulun ne yaptığıdır.
Çocuk annesinden ayrılmak istemediğinde, arkadaşıyla çatıştığında, öfkelendiğinde, bir etkinliğe katılmayı reddettiğinde ya da sadece o gün iyi hissetmediğinde okulun yaklaşımı değişiyor mu?
Özellikle okula başlangıç ve oryantasyon döneminde amaç çocuğu mümkün olduğunca hızlı biçimde ailesinden ayırmak değil, çocuğun “Burada güvendeyim.” duygusunu oluşturmasına yardımcı olmaktır.
Her çocuğun bu güveni kurma süresi farklıdır. İyi bir oryantasyon programı takvime değil, mümkün olduğunca çocuğun ritmine bakar.
Bahçe varsa, çocuk doğayla gerçekten ilişki kuruyor mu?
Özellikle Bursa ve Nilüfer’de anaokulu arayan ailelerin doğayla ilişkili eğitim modellerine ilgisi giderek artıyor. Ancak bahçenin bulunması ile doğanın eğitimin bir parçası olması aynı şey değildir.
Çocuk toprağa dokunuyor mu? Bir tohumu ekip zaman içindeki değişimini gözlemleyebiliyor mu? Yağmur, yaprak, taş, çamur ve mevsimler öğrenmenin doğal malzemelerine dönüşüyor mu?
Doğa yalnızca güzel havalarda çıkılan bir alan mı, yoksa çocuğun merak ettiği, gözlemlediği ve sorular geliştirdiği yaşayan bir öğrenme ortamı mı?
Doğa temelli eğitim, çocuğu zaman zaman dışarı çıkarmaktan çok daha fazlasıdır.
Aile okul gezerken neye bakmalı?
Okulu gezerken birkaç dakika boyunca broşürleri ve programları bir kenara bırakıp ortamı izleyin.
Çocukların yüzlerine bakın. Öğretmenlerin çocuklarla konuşma biçimini dinleyin. Sınıflarda çocukların izlerini arayın. Her şey yetişkin tarafından kusursuzca hazırlanmış mı, yoksa çocukların fikirleri, üretimleri ve süreçleri de ortamda görülebiliyor mu?
Ve belki de kendinize şu soruyu sorun: “Çocuğum burada yalnızca eğitim alacak mı, yoksa burada kendisi olarak var olabilecek mi?”
Çünkü iyi bir anaokulunun en önemli göstergelerinden biri, çocuğun yalnızca ne öğrendiği değil; öğrenirken nasıl hissettiğidir.
Biz neye bakıyoruz?
Tohum’da okul öncesi eğitimi çocuğu bir sonraki akademik basamağa mümkün olduğunca hızlı hazırlama süreci olarak görmüyoruz.
Kök Pedagojisi ile çocuğun doğayla, kendisiyle, başkalarıyla ve ürettikleriyle kurduğu ilişkiyi merkeze alıyoruz.
Bazen bir tohumu gözlemlemek, bazen ahşaba dokunmak, bazen bir problemi birlikte çözmek, bazen de yalnızca bir duygunun geçmesine eşlik etmek öğrenmenin bir parçasıdır.
Çünkü bizim için çocukluk, yetişkinliğe hazırlanırken hızla geçilmesi gereken bir dönem değil; kendi başına değerli bir yaşam evresidir.
Ve bir anaokulu seçerken belki de en önemli soru şudur: Çocuğunuzun çocukluğunu nasıl bir yerde yaşamasını istiyorsunuz?
Tohum Anaokulu
Düşünce Defteri
Özlüce · Nilüfer · Bursa