Oryantasyon bir ayrılık değil, güven inşasıdır
Bir çocuğun okula başladığı ilk gün, yalnızca yeni bir binaya girdiği gün değildir.
Yeni bir öğretmen, yeni çocuklar, yeni sesler, yeni bir düzen… Ve belki de hayatında ilk kez, anne ya da babasının yanında olmadığı yeni bir dünya.
Özellikle 2–3 yaş döneminde bu değişim, yetişkinlerin düşündüğünden çok daha büyük bir deneyimdir. Bu nedenle Tohum Anaokulu’nda oryantasyonu, çocuğun anne ve babasından mümkün olduğunca hızlı ayrılması gereken bir süreç olarak görmüyoruz.
Çocuğu takvime değil, süreci çocuğa uydurmak
Bazı çocuklar sınıfa merakla girer, oyuncaklara yönelir ve öğretmeniyle hızla iletişim kurar. Bazıları ise kapıda bekler, annesinin elini bırakmak istemez, önce uzun uzun gözlemler.
Bazen ağlar. Bazen yalnızca sessizce bekler. Bunların hiçbiri bizim için bir “oryantasyon problemi” değildir.
Çünkü her çocuğun mizacı, ayrılığa verdiği tepki ve yeni bir yetişkine güvenmek için ihtiyaç duyduğu süre farklıdır. Bu yüzden çocuğu bizim takvimimize uydurmak yerine, süreci çocuğun ritmine göre şekillendiriyoruz.
“Çocuk annesinden ne zaman ayrılacak?” değil; “Çocuk burada kendini ne zaman yeterince güvende hissedecek?”
✿
Önce ilişki, sonra ayrılık
2–3 yaş oryantasyonunda ilk hedefimiz çocuğun sınıfta uzun süre kalması değildir. İlk hedefimiz, öğretmeniyle bir bağ kurmaya başlamasıdır.
Bazen bu bağ birlikte oynanan küçük bir oyunla, bazen bahçede bulunan bir yaprağı incelemekle, bazen de çocuğun öğretmenini yalnızca uzaktan gözlemlemesiyle başlar.
Bu nedenle ilk aşamada çocuklarımız için bireysel ve çocuğa özel bir oryantasyon süreci planlıyoruz. Okulda geçirilen süreyi kademeli olarak artırırken yalnızca saate değil; çocuğun öğretmeniyle ilişkisine, çevresini keşfetmesine, oyun kurmasına ve ayrılık sonrasında yeniden sakinleşebilmesine bakıyoruz.
Çünkü bizim için önemli olan çocuğun okulda ne kadar süre kaldığı değil, o süreyi nasıl yaşadığıdır.
Anne ve babanın da oryantasyona ihtiyacı vardır
Okula başlangıç yalnızca çocuk için değil, ebeveyn için de bir ayrışma deneyimidir. “Acaba ağlıyor mu?”, “Beni arıyor mu?”, “Biraz daha yanında mı kalmalıyım?” gibi düşünceler bu dönemin doğal bir parçasıdır.
Ancak çocuğun okul içerisinde yeni güven ilişkileri geliştirebilmesi için, uygun zamanda ebeveynin de fiziksel olarak geri çekilmesi gerekir.
Bu nedenle süreç ilerlediğinde velilerimizden okulun dışında beklemelerini istiyoruz. Bu, çocuğu yalnız bırakmak değil; öğretmen, yardımcı öğretmen ve gerektiğinde okul psikoloğunun eşlik ettiği planlı ve güvenli bir ayrışmadır.
Çocuğa vermek istediğimiz temel mesaj nettir: “Annem/babam gidiyor ve geri geliyor. Ben burada güvendeyim.”
Ağlamak, sürecin kötü gittiği anlamına gelmez
Çocuğun ağlaması ebeveyn için sürecin en zor anlarından biri olabilir. Ancak ağlamak her zaman “hazır değilim” anlamına gelmez. Bazen çocuk yalnızca “Seni özledim, bu değişikliğe alışmaya çalışıyorum.” demektedir.
Bu nedenle yalnızca ağlayıp ağlamadığına bakmayız. Öğretmeninin desteğini kabul edebiliyor mu? Sakinleşebiliyor mu? Bir süre sonra yeniden çevresiyle ve oyunla ilgilenebiliyor mu?
Bizim için önemli olan çocuğun duygusunu hemen ortadan kaldırmaya çalışmak değil, o duyguyu yaşarken yanında olmaktır.
Oryantasyonda hız değil, sağlamlık önemlidir
Bir çocuk birkaç gün içerisinde sınıfa rahatlıkla girebilirken başka bir çocuğun daha fazla zamana ihtiyacı olabilir. Bu iki çocuktan biri diğerinden daha “başarılı” değildir. Çünkü güvenin bir takvimi yoktur.
Zamanla öğretmeni tanıyan, okulun ritmine alışan ve ayrılığın ardından yeniden buluşmanın gerçekleştiğini deneyimleyen çocuk için okulun anlamı değişmeye başlar.
Artık okul, “Annemin beni bıraktığı yer” değil; “Benim öğretmenimin, arkadaşlarımın ve oyunlarımın olduğu yer”dir.
Ve bir sabah çocuk kapıdan girer… Belki annesine dönüp el sallar. Belki öğretmenine doğru koşar. Yetişkinler için küçük görünen o an, aslında çok büyük bir gelişimsel adımın sonucudur.
Tohum Anaokulu’nda oryantasyonu birkaç günde tamamlanması gereken bir okul prosedürü olarak değil, çocuğun ailesinden sonra kurduğu yeni dünyayla ilk güven ilişkisi olarak görüyoruz.
Bu nedenle acele etmiyoruz. Çocuğu zorlamıyoruz. Duygularını yok saymıyoruz. Onun ritmini gözlemliyor, duygusuna eşlik ediyor ve güveni birlikte inşa ediyoruz.
Çünkü iyi bir okul başlangıcının ölçüsü, çocuğun kapıda hiç ağlamaması değil; bir süre sonra o kapıdan kendini güvende hissederek girebilmesidir.
Tohum Anaokulu
Düşünce Defteri
Özlüce · Nilüfer · Bursa